Özgün Ökmen köşe yazısı SONUCU NEREYE DAYANIR!

Eski yunanca da ise yargılamak, ayrılmak, karar vermek anlamına geliyor. Aslında kriz gelişen olayları farklı açılardan görmeyi, verileri iyi analiz etmeyi, farklı şıklar içinden seçim yapmayı gerektiriyor. Bütün bunların ön koşulu da bilgi toplamaktan ve bilgiyi yönetsel alarak paylaşmaktan geçiyor. Bilgilenmeyen kişide sağduyu değil, yetersizlik duygusu baskın oluyor. Bunun için otoriteler ‘kriz sert bir öğretmendir, önce sınavdan geçirir, sonra dersi öğretir diyorlar. Eğer bir ülke demokratik olarak var olan itibarını dünyada korumak istiyorsa, krizlere önceden hazırlıklı olmalı, yani krizleri yönetme planı hazırlamış olmalıdır.  

Buna önem vermeyen yönetim ve onun lideri önce itibar veya manevi değerini sonra da yanındaki destekçileriyle birlikte yöneticilerini de kaybetmeye mahkûm olur ki bu da yeni bir yönetim krizi demektir. Yeni küresel dünyada yönetici (lider) lerin asıl görevi, yalnızca sevk ve idare değil, vatandaşların (çalışanların) bireysel yaratıcılığını desteklemek, gerekli ortam ve organizasyonları oluşturmak ve böylece farklı fikirleri bir araya getirmektir. Yönetim Bilimi tüm dünya da olayı böyle görür ve böyle değerlendirir. Kriz geliyorum der ama her stresli ortam da kriz değildir. Bu ses nasıl duyulacaktır ve duyunca neler yapılabilir.

Aslında bu yeni bir fırsat da demektir. Bu fırsatı iyi değerlendirebilmek için; krizleri yönetebilmek, özellikle de bilgi çağında doğru iletişim politikalarını kurgulayabilmek gerekir. Önemli olan krizin türü değil, boyutu ve getireceği olumsuzluklardır. Teşhis için; veri toplama ve analiz-yani beyin fırtınası- tedavi için yeni çözüm önerileri-yani kriz yöneticileri ortaya çıkarılmalı ve derhal uygulamaya geçilmelidir. Bunu yapacak kişi lider konumunda olandır ve sorumluluktan asla kaçamaz.

ABD yıllar önce Kriz Yönetim Enstitüsünü kurarak, krizleri dört kategoriye ayırmış. Bunlar; doğal afetler, mekanik problemlerin oluşturduğu krizler, insan hatalarından kaynaklanan krizler ve yönetimsel kararların/kararsızlıkların yol açtığı krizler olarak tanımlanmış. Çok şükür! Bizde bu krizlerin hiç biri yok ve üstelik kriz de yaşamıyoruz! Aksi takdirde bilimin tarif ettiği bütün kavramlar bizde alt üst olmuş durumda. Türkiye ve Ortadoğu-Suriye, Irak, Ukrayna-Rusya dörtgeninde yaşanan uluslararası boyuttaki mevcut yaşadığımız krizlerin, ya da bu günlerde çok ağır olarak yaşadığımız EKONOMİK krizin yukarıdaki verilere göre iyi yönetilip yönetilemediğini siz okurlarımın değerlendirmesine bırakıyorum.