Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
GÖLBAŞI Haber Girişi: 30.12.2021 - 12:51, Güncelleme: 30.12.2021 - 12:55

Özgün Ökmen köşe yazısı

 

Özgün Ökmen köşe yazısı

ATATÜRK’ÜN ANKARA’YA GELİŞİ
Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919 tarihinde başlattığı direniş hareketi ilk ciddi adımını 22 Haziran1919’da Amasya Genelgesi ile “Milletin istiklalini ancak milletin azim ve kararının kurtarabileceği” öngörüsüyle, toparlayıcı bir ruh taşımaktadır. Ulusal Birliğin oluşması için dönüm noktası olan 23 Temmuz 1919 tarihli Erzurum Kongresi ise “Vatanın ve milletin mukadderatını kurtaracak bir milli şuur ve hükümetin oluşması için hedeftir.” denilerek ciddi, alt yapısı olan ve geleceğe umut veren bir çalışmanın köşe taşlarıdır.4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan Sivas Kongresi’nde o güne kadar alınan kararların uygulanabilirliği üzerinde esaslı birliktelik sağlanarak Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki kurtuluş hareketinin başarıyla uygulanması için önemli rol oynanmıştır. Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti Ankara’ya gitmek üzere 18 Aralık 1919’da Sivas’tan ayrıldığında Ankara, Anadolu’nun ortasında çorak, bakımsız ve kerpiç evli, dar sokaklı ve tozlu küçük bir şehir görünümündedir. Tarihi yolların kavşağında, Asya’yı da, kuzeydoğuyu da, İstanbul’a, batıya ve güneye bağlayan stratejik konumda bulunan bir kasabadır aslında. Bilindiği gibi Ankara, yalnız İç Anadolu’nun değil, bu geniş coğrafyanın, hem üretim, ticari değişim hem de örgün ve yaygın eğitim işlevine merkezlik etmiş bir ahi şehridir. Hristiyan Peçenekler ile Sümer, İskit kalıntısı Hristiyanlaşmış Türklerin de yaşadığı bu bölgede, daha çok Ortodoks Rumların ve başta Gregoryen olmak üzere çeşitli mezheplerdeki Ermenilerin yerleştiğini biliyoruz.1071 den sonra ise, şehrin ağır ağır Türk ve Müslümanlar tarafından iskân yeri olarak seçildiği anlaşılıyor. Geçmişe bakıldığında işin esası şudur: Ankara tarihi aslında Cumhuriyet’in tarihidir. Cumhuriyet’in tarihi, yeni bir bağımsız devlet, laikliği esas alan yeni bir hukuk, kısacası yeni bir toplum olmanın da tarihidir. Ankara şehrinin tarihi, özellikle son yüzyılı bakımından, emperyalist devletlerin vatanı işgal edip, milleti esir saydığı bu yıllarda Mustafa Kemal Paşa bir milli mücadele başlatmasaydı, bunun merkezi olarak da burayı seçmeseydi, yeni bir Başkent oluşturmasaydı bugün Ankara nasıl olurdu? Ulusal Kurtuluş Hareketi için yola çıkan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının 19 Mayıs’ta Samsun’dan başlayan yolculukları 7 ay 7 gün sürdü. Ankara’ya girmek üzere iken, Beynam Köyü yakınlarında kara saplanan otomobil ve yarım metreyi aşan kar… 26 Aralık’ın gece yarısı soğuğu ve dağlardan köylere inen yırtıcı aç hayvanlar. Böylesine ağır şartlarda, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelişinden itibaren aydın din bilgini  Börekçizade Rifat Efendi şehrin manevi valisi sıfatıyla Dikmen sırtlarında 3 bin yaya ve 700 atlı seymenle birlikte karşılamaya geldiklerinde, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti üyelerine evini, sofrasını ve yüreğini açması Ankaralılar için çok yüksek bir erdem ve konukseverlik örneğidir. Bu maneviyatı yaşatmak ise bizim görevimizdir. Bu vatan kolay kazanılmadı, sahip çıkmak hepimizin görevidir. Bu duygu ve düşüncelerle; Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletini kuranları ve 102 yıl önce bunu Ankara’mıza gelerek bayraklaştıranları rahmetle anıyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum.
ATATÜRK’ÜN ANKARA’YA GELİŞİ

Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919 tarihinde başlattığı direniş hareketi ilk ciddi adımını 22 Haziran1919’da Amasya Genelgesi ile “Milletin istiklalini ancak milletin azim ve kararının kurtarabileceği” öngörüsüyle, toparlayıcı bir ruh taşımaktadır. Ulusal Birliğin oluşması için dönüm noktası olan 23 Temmuz 1919 tarihli Erzurum Kongresi ise “Vatanın ve milletin mukadderatını kurtaracak bir milli şuur ve hükümetin oluşması için hedeftir.” denilerek ciddi, alt yapısı olan ve geleceğe umut veren bir çalışmanın köşe taşlarıdır.4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan Sivas Kongresi’nde o güne kadar alınan kararların uygulanabilirliği üzerinde esaslı birliktelik sağlanarak Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki kurtuluş hareketinin başarıyla uygulanması için önemli rol oynanmıştır.

Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti Ankara’ya gitmek üzere 18 Aralık 1919’da Sivas’tan ayrıldığında Ankara, Anadolu’nun ortasında çorak, bakımsız ve kerpiç evli, dar sokaklı ve tozlu küçük bir şehir görünümündedir. Tarihi yolların kavşağında, Asya’yı da, kuzeydoğuyu da, İstanbul’a, batıya ve güneye bağlayan stratejik konumda bulunan bir kasabadır aslında.

Bilindiği gibi Ankara, yalnız İç Anadolu’nun değil, bu geniş coğrafyanın, hem üretim, ticari değişim hem de örgün ve yaygın eğitim işlevine merkezlik etmiş bir ahi şehridir. Hristiyan Peçenekler ile Sümer, İskit kalıntısı Hristiyanlaşmış Türklerin de yaşadığı bu bölgede, daha çok Ortodoks Rumların ve başta Gregoryen olmak üzere çeşitli mezheplerdeki Ermenilerin yerleştiğini biliyoruz.1071 den sonra ise, şehrin ağır ağır Türk ve Müslümanlar tarafından iskân yeri olarak seçildiği anlaşılıyor. Geçmişe bakıldığında işin esası şudur: Ankara tarihi aslında Cumhuriyet’in tarihidir. Cumhuriyet’in tarihi, yeni bir bağımsız devlet, laikliği esas alan yeni bir hukuk, kısacası yeni bir toplum olmanın da tarihidir. Ankara şehrinin tarihi, özellikle son yüzyılı bakımından, emperyalist devletlerin vatanı işgal edip, milleti esir saydığı bu yıllarda Mustafa Kemal Paşa bir milli mücadele başlatmasaydı, bunun merkezi olarak da burayı seçmeseydi, yeni bir Başkent oluşturmasaydı bugün Ankara nasıl olurdu?

Ulusal Kurtuluş Hareketi için yola çıkan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının 19 Mayıs’ta Samsun’dan başlayan yolculukları 7 ay 7 gün sürdü. Ankara’ya girmek üzere iken, Beynam Köyü yakınlarında kara saplanan otomobil ve yarım metreyi aşan kar… 26 Aralık’ın gece yarısı soğuğu ve dağlardan köylere inen yırtıcı aç hayvanlar. Böylesine ağır şartlarda, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelişinden itibaren aydın din bilgini  Börekçizade Rifat Efendi şehrin manevi valisi sıfatıyla Dikmen sırtlarında 3 bin yaya ve 700 atlı seymenle birlikte karşılamaya geldiklerinde, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti üyelerine evini, sofrasını ve yüreğini açması Ankaralılar için çok yüksek bir erdem ve konukseverlik örneğidir. Bu maneviyatı yaşatmak ise bizim görevimizdir. Bu vatan kolay kazanılmadı, sahip çıkmak hepimizin görevidir. Bu duygu ve düşüncelerle;

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletini kuranları ve 102 yıl önce bunu Ankara’mıza gelerek bayraklaştıranları rahmetle anıyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve golhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.